Türk-İslam Birliği Tüm Dünyayı Kucaklayacaktır

 

  

Türk-İslam Birliği kendi coğrafyası üzerinde bulunan devletlere sevgi, şefkat, kardeşlik ve dayanışma getirirken, tüm dünyada refah, barış, hoşgörü ve muhabbetin yayılmasına vesile olacaktır. Birliğin, ekonomide, devlet yönetiminde, kişi hak ve özgürlüklerinin korunmasında ve devletlerarası hukukta sergileyeceği adalet anlayışı yeryüzüne özlenen barış ve huzuru getirecektir. Çünkü Türk-İslam Birliği, uluslararası yaptırıma sahip kurumlarıyla, sosyal ve kültürel çalışmaları ve geliştirdiği ortak siyasi ve politik projeleri ile dünya ülkelerinin faydalanacağı bir dayanışma merkezi olacaktır. 21. yüzyılda Türk-İslam dünyasının güçlü bir dayanışmaya, birlik ve beraberliğe ihtiyacı olduğu kadar, günümüz koşullarında böyle bir birlikteliğin kurulması diğer ülkelerin de önemli bir ihtiyacıdır. Adalet ve hoşgörü üzerine kurulacak olan bu birlik, dini, dili, ırkı ne olursa olsun ayrım gözetmeksizin tüm insanların haklarını ve menfaatlerini güvence ve garanti altına alarak sorunların çözülmesine vesile olacaktır.

 

ABD ve AB ile Türk İslam Dünyası Dayanışma İçinde Olacaktır

 

Bugün Ortadoğu’da meydana gelen olaylara bakıldığında, bölgede uygulanan stratejilerin arzu edilen sonuçlara ulaşmadığını görmekteyiz. Tüm çabalara rağmen, bu coğrafyada yaşayan Müslümanların sorunlarına henüz kesin ve kalıcı çözümler bulunamamıştır. Kalıcı ve kesin çözüm getiremeyen Ortadoğu politikaları yüzünden bu bölgede yaşayan Müslümanları anlamak ve dolayısıyla onları yönlendirmek oldukça zorlaşmıştır. Bu karmaşa içinde, bağımsız hareket etmek isteyen radikal grupların sayısı ise gün geçtikçe artmaktadır. Gittikçe büyüyen bu sorunlara karşı, askeri ya da polisiye çözümler sunmanın ötesinde, sosyal ve kültürel çözümlere ağırlık verilmesi gerekmektedir. Bölgenin asıl ihtiyacı anlayış, hoşgörü, dayanışma ve sevgidir.

 

Temelinde sevgi, kardeşlik, hoşgörü ve dayanışma olan Türk-İslam Birliği’nin bu bölgenin sorunlarının çözümünde yardımcı rol oynayacağı açıktır. Bu uzlaştırıcı rolü oynarken de, ABD ve AB ile yakın ilişkiler ve dayanışma içinde olacaktır. Böylelikle, Müslümanların içinde bulundukları zorlukları kolayca aşması sağlanırken, bu bölgede kalıcı ve kesin barış da sağlanmış olacaktır. Dayanışma içinde, bu bölgede sağlanacak bir barış ve huzur ortamı da, elbette ki yeryüzünün herhangi bir köşesinde yaşanan sorunların ve kargaşaların çözümünde etkili olacaktır.

 

Türk-İslam dünyası büyük bir ekonomik güce ve zengin yeraltı kaynaklarına sahiptir. Gerek Avrupa Birliği, gerekse ABD, Türk-İslam dünyası ile yıllardır süren son derece önemli ticari bağlantılara ve ortak yatırımlara sahiptir. Siyasi, sosyal ya da kültürel nedenlerden dolayı yaşanan gerginlikler beraberinde ekonomik sıkıntıları da getirmekte, her iki tarafın ekonomik menfaatlerini zedelemektedir. Bu sebeple, Batı Dünyasının Türk İslam Dünyası ile güvene ve adalete dayalı ilişkiler içinde olması, dünyadaki refah düzeyinin artmasına ve insanların hayat şartlarının iyileşmesine vesile olacaktır. Mevcut sorunların yanı sıra, çıkması muhtemel sorunlar da önceden tespit edilerek önlemleri ortak kararlar ve anlaşmalarla alınacaktır.

 

Birliğin kurulmasının ardından dünya devletleri karşılarında Türk-İslam alemini temsil eden güçlü ve adil bir muhatap bulmanın rahatlığını yaşayacaklardır. Söz konusu birliğin yaklaşımları son derece yapıcı, çözüme yönelik olacağından yaşanması muhtemel krizler kimse zarar görmeden çözülecek ve birlikte hareket etmenin getirdiği verimlilik çok yüksek olacaktır.

 

Türk-İslam Birliği BM ve NATO İle Yapıcı Bir İşbirliğinde Olacaktır

 

Türk-İslam Birliği evrensel barışın, uluslararası güvenliğin ve dayanışmanın sağlanmasında önemli bir görev üstlenecektir. Bu alanda Birleşmiş Milletler ile çok sıcak ve yakın ilişkiler içinde olacaktır. Bugün Birleşmiş Milletler’in 176 üyesi vardır, bu sayının benzer amaçları paylaşan Türk-İslam Birliği’nin desteğiyle gün geçtikçe artacağı aşikârdır. İki büyük dünya savaşının getirdiği yıkımların ardından kurulan Birleşmiş Milletlerin amacı, dünya ülkelerini bir çatı altında toplayarak fikir ve çıkar çatışmalarının savaşa dönüşmeden karşılıklı anlayış ve dayanışma içinde çözümlemektir. İşte aynı amaçlarla kurulacak olan Türk-İslam Birliği de BM ile el ele vererek, uluslararası barış ve güvenliği sürdürecek, ülkeler arasında iyi ilişkileri pekiştirecektir. Ortak projeler vasıtasıyla ülkeler arasında ekonomik, sosyal ve kültürel işbirliğini daha da güçlendirecektir. BM ile Türk İslam Birliği bugün dünyanın dört bir yanında yaşanan insanlık sorunlarının çözümünde, temel hak ve özgürlüklerin geliştirilmesinde birlikte çalışmalar yapacaktır.

 

Türk-İslam Birliği, Batı Dünyasının savunma amaçlı kurduğu askeri örgüt NATO ile olan ilişkileri de iki taraf açısından yapıcı bir çizgiye taşıyacaktır. Türk-İslam Birliği’nin savunma faaliyetleri sadece üye devletleri kapsamayacak, zamanla tüm dünya devletlerini korur ve kollar hale gelmesi kaçınılmaz olacaktır. Bu amaçla NATO ve Türk-İslam Birliği işbirliği dünya çapında barış düzenini, uluslararası güvenliği, sosyal gelişmeyi, dil, din ve ırk ayrımı yapmadan tüm ulusların özgürlüğünü koruyacaktır. Bu sayede, bugün medeniyetler çatışması ideallerini körüklemek için, İslam Dünyası’nı NATO’nun düşmanı olarak göstermek isteyenlerin oyunları, dünya kan gölüne dönmeden –Allah’ın izniyle- bozulacak ve yeryüzü şimdiye dek hiç olmadığı kadar barış, sevgi, kardeşlik, dostluk ve huzur ile dolacaktır.

 

Dünya Barışı ve Huzuru İçin Türk-İslam Birliği Acil Olarak Kurulmalıdır

 

Yeryüzünde barış ve huzur ortamının tesis edilebilmesi için, sorumluluk sahibi herkesin bir an önce harekete geçmesi, karşılık beklemeden samimi bir çabayla bu birlikteliğin kurulması için çalışması gerekmektedir. Bunun için ülkemizin aydınlarına, siyasetçilerine, akademisyenlerine, sivil toplum kuruluşlarına, gazeteci ve yazarlarına büyük sorumluluk düşmektedir.

 

Türk-İslam Birliği, kapsadığı coğrafyada bulunan ülkelerdeki geri kalmışlığı, fakirliği, cahilliği, kan dökülmesini, yıkım ve acıları dindirecek, bölgeye adaletin, barışın, zenginliğin, merhametin, bilimin, sanatın ve mutluluğun hakim olacağı bir anlayış getirecektir.

 

Dünyanın büyük savaşlarla, ekonomik sıkıntılarla, ahlaki çöküntüyle ve terörle mücadele ettiği bu yüzyılda, Türk-İslam Birliği’nin getireceği yönetim anlayışı, tüm dünya milletlerinin dostça ve kardeşçe yaşayabildiği, barış, sevgi, refah ve güven dolu bir ortamı hazırlayacağına olan inancımız sonsuzdur.

 

Bu makale, Türk-İslam Birliği Dergisi 02. sayı  10. sayfada yayınlanmıştır. 

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !