"Doğu Türkistan Sorunu"nun Çözümü Türk İslam Birliği'dir...

 Bugün dünyanın bazı bölgelerinde Müslümanlar zor durumda yaşamaktadır. Örneğin Çin'in en batı noktasında yer alan Doğu Türkistan halkı özellikle son elli yıldır büyük baskı altında bulunmaktadır. Nüfusun çoğunluğunu Uygur Türkleri'nin oluşturduğu Doğu Türkistan'da, Çin'in hiçbir bölgesinde yaşanmayan boyutlarda zorluklarla dolu bir hayat sürülmektedir. 1965'ten sonraki katliamlarla birlikte, öldürülen Doğu Türkistanlı sayısı 35 milyon gibi inanılmaz bir rakamdır.

İstila, tahakküm ve zorlamalar bölgeye sadece huzursuzluk, kargaşa, kin ve nefret getirmiştir. Bu tür yöntemlerle milletleri sömürme devri artık kapanmıştır. Dolayısıyla Çin, Doğu Türkistan halkının kendi kendini yönetmesine izin verse ve ekonomik bağımsızlık hakkı tanısa bundan son derece büyük çıkarı olacaktır. Kendi sınırları içinde rahatça üretim yapan, özgürce yaşayan, korku ve baskının etkisinden kurtulmuş bir Doğu Türkistan, Çin için yeni bir atılım merkezi olabilecektir.

Bu hakların Doğu Türkistan halkına verilmesi ise büyük bir güç ve otorite sahibi olan Türk-İslam Birliği sayesinde mümkün olabilir. Böyle bir gücün garantörlüğü olursa Çin de ülkesinde yaşayan milyonlarca Müslüman ile ilişkilerini kuvvetlendirecektir. Kalben Türk-İslam Birliği’ne bağlı bir Doğu Türkistan’ın Çin’e karşı düşmanca bir tutum sergilemeyeceği, başkaldırmayacağı, Çin’in süper bir güç haline gelmesi için dostane katkıda bulunacağı konusunda Çin yönetimi ikna edilmeli ve güvenleri sağlanmalıdır.

Dünyanın ihtiyacı olan şey barış, sevgi, yardımlaşma ve adalettir. Kurulacak olan Türk-İslam Birliği’nin yeryüzünde üstleneceği misyon işte budur. Bu birlik; düşmanlık yapmak, intikam almak veya bir tehdit unsuru olmak için değil, dünyada barışın tesisi için var olacaktır. Bu birlik, “herkes bize tabi olsun, geri kalanlar da köle gibi olsun” anlamında ezmeye ve tahakküme dayalı bir birlik değildir. Türk-İslam Birliği bir sevgi ve anlayış birliğidir.

Bu bir birlik vesilesiyle her dinin mensubu dilediğince ibadetini yapabilecek, kendi dinince kutsal sayılan her yeri ziyaret edebilecek, malı, canı, namus ve şerefi Türk-İslam Birliği’nin güvencesinde olacaktır.

Medeniyetler çatışması senaryolarının aksine bu birlik medeniyetleri birbirine yaklaştırabilecektir. Sonuçta birliğin getireceği ortamdan tüm dünya istifade edecektir. Bu birliğin temel esasları; sevgi, şefkat, merhamet, fedakarlık ve yardımseverliktir. Ayrıca insana saygı, sanatta, bilimde ve teknolojide en yüksek noktaya varmayı amaçlamaktır.

Tek bir bütünün parçaları halinde birbirine kenetlenen ve dev bir coğrafyaya yayılmış yaklaşık 1 milyar nüfusu ifade eden Türk-İslam Birliği büyük bir ekonomik pazar niteliği taşıyacaktır. Bu durum ise, özellikle Çin için çok geniş çaplı bir ticaret olanağı demektir. Dolayısıyla Çin’e bunun da iyi anlatılması gerekmektedir.

Türk-İslam coğrafyasında terörist faaliyetler kökünden kazınacak, teröre tevessül edenler karşılarında son derece caydırıcı bir Türk-İslam Birliği askeri paktının ordusunu bulacaklardır. Birliği oluşturan devletlerin üniter yapıları korunacaktır. Türk-İslam Birliği’nin temel ideolojilerinden biri ise laiklik olacaktır. Dolayısıyla Müslüman olan da olmayan da sağlam bir çatı altında güven içinde yaşayacaktır.

Türk-İslam Birliği İsrail ve Filistin açısından da sorunların çözümü için büyük bir fırsat olacaktır. Bugün İsrail ve Filistin halkları her an can güvenliklerini korumak durumunda oldukları için duvar arkasında huzursuz bir şekilde yaşamaktadırlar. Türk-İslam Birliği olunca ne kilometrelerce duvar örmeye ne de başka bir tedbire gerek kalmayacaktır.

Türk-İslam Birliği'nin kurulması tüm İslam ve Türk dünyası tarafından şevkle ve heyecanla beklenmektedir.

Bu yazı Harun Yahya Eserleri'nden faydalanılarak hazırlanmıştır.

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !